sadece aptallar mı 8 saat uyur - bilimi seven kaçsın

sadece aptallar mı 8 saat uyur - bilimi seven kaçsın
Edison'un 20. yüzyılın başlarında "uyku bir vakit kaybı ve mağarada yaşadığımız günlerden mirastır" demesi ile sanırım uykuya karşı olmak ve vakit kaybı olarak görmek moda olmaya başladı ki bunun, sadece aptallar sekiz saat uyur, seviyesine gelmesi de çok gecikmedi. Bu cümleyi ilk olarak sevdiğim bir yazar olan Erdal Demirkıran'ın kitabında okumuştum, hatta cümle kitabın adıydı. Tanımayanlar için Erdal Demirkıran "Dünyanın En Akıllı İnsanı" unvanına sahip bir yazardır, araştırmanızı tavsiye ederim.


Kitabı görür görmez, nasıl yani diye düşünüp kitabı kurcalamaya başlamıştım. Çok etkileyici sayılabilecek birkaç cümle beni tavlamıştı bile: "Günde 8 saat uyuyan biri gününün üçte birini yani 60 yıllık ömrünün 20 yılını uykuda geçirir." ilk bakışta her ne kadar etkili görünse de, sekiz saat uyuduğum günlerin altı saat uyuduğum günlerden daha iyi geçtiğini deneyimlediğimde, o kadar da etkileyici gelmemeye başladı bu cümle, her şeye zaman ayırıyoruz gün içinde; yemek yiyoruz, bir yarar amacı dışında insanlarla sohbet ediyoruz, instagram reels, youtubda takılıyoruz vs. çokça şey yaşıyoruz, belki de ömrümün birkaç yılı tuvalette geçmiş oluyor (bu süre kayıp sayılmayabilir instagram reels'e dahil edebiliriz). Tüm bunları vakit kaybı olarak görüyor isek yaşadığımız neye hayat diyoruz.

Az uyuyanların çok uyuyanlardan farkı daha fazla kahve içerek kendilerini daha enerjik hissetmeleri ama aslında stresli ve agresif olmalarından başka kendini beğenmiş olmaları olabilir. Bir de erken uyanan insanlar vardır, bu kişiler az uyuyanlara oranla daha masumdur ve hatta benim olmak istediğim insan tipidir ama gece insanı olmak, gece insanı derken gecenin o yalnız ve sakin atmosferine bağımlı olan insan olmak sabahın o güzelliğinin önüne geçiyor çoğu zaman.  Uykuda beyin uyumaz ki bu bilimsel bir gerçektir hatta bir karar vereceğiniz noktada uyuyup uyanmanız tavsiye edilir, uykuda beyniniz konu hakkında düşünebilir ve sabah -veya öğleden sonra- uyandığınızda farklı bir düşüncede olabilirsiniz. 

Benim gibi uyku problemleri yaşayanlar için biraz araştırma yaptım. "Uyku problemi" derken çoğunluğun yatıp uyandığı saatlerde yatıp uyanmama sonucu çıkan insanlara uyum sağlayamama problemi demek istedim. Bilinçaltı kendi programını yazan ve zaman geçtikçe bu kodlarla oynamanın zor olduğu bir biyolojik sistemdir. Geçmişte annemiz bizi sallayarak uyuttuğundan otobüste uykumuzun gelmesi ve kitap okuyayım da uykum gelsin durumunun zamanla her kitap okuduğunda uykunun gelmesi durumuna dönüşmesi buna örnektir. Yatma amacıyla uzandığımız yatakta telefonla vakit geçirmemiz de uzanmanın vücudumuza uyku sinyalleri göndermesini engelliyor. Bu yüzden yapılması gereken tabi ki bu programı düzgünce oluşturmak: uykudan bir süre önce kafein almamak, telefonla bağlantıyı kesmek ve karanlık bir ortamda bulunmak uykunun gelmesine olanak sağlayacaktır. Yani ilaç almaya -bence- gerek yok bu tür durumlar için.


Tabi bu anlattıklarımın  bilimsel bir dayanağı olmayabilir, kendi üzerimde yaptığım deney ve başkalarını gözlemlerim sonucu tespitlerdir. Sizin yorumlarınızı merak ediyorum uyku hakkında? Hayatımızın gerçekten de 3te 1ini kaplayan bu kavram hakkında çok düşünmüyoruz. Bu bir vakit kaybı mıdır? Yorum kısmında düşüncelerinizi bekliyorum.


6 yorum:

  1. Çok güzel, yazılarımı 3 günde bir yayımlıyorum. Yarın sizi mutlaka bekliyorum çünkü bu konuya paralel bir konu seçtim. Düşüncelerimin bir kısmı o yazımda olacak.

    YanıtlaSil
  2. Uyku durumu, kişiden kişiye farklılık gösteriyor. Herkesin biyolojik saati kendine :)

    YanıtlaSil
  3. Uyumak güzeldir :)

    YanıtlaSil
  4. Altı saat ve altında uyumak çeşitli hastalıklara sebep olurmuş. Geçenlerde tvde izledim, alzheimer falan da yapıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Verimli ve yeterli uyku çok önemli. Yoksa beyin nasıl kendini toparlayacak? Az uyanmalı tavsiyelerini ciddiye almıyorum.

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.