neden kitap okuyamıyorum - kim bu martin eden

neden kitap okuyamıyorum - kim bu martin eden

Niçin okuruz? Öğrenmek mi? Anlamak mı? Kendini bulmak mı? Neden okuyamıyorum? Zor olduğundan mı? Sıkıcı mı? Kimdi bu Martin Eden? Son okuduğum kitap mı? Bir yıl oldu mu? "Neden?" sorusu olmasa ne yapardım? Nasıl yaşardım? Google'da mı aratsam? Harbi neden okumuyorum? Hayat çok mu hızlı? Bunu mu kaçırmak istemiyorum? Ben mi çok meşgulüm? Öyle miyim? Meşgul olsam bu yazıyı yazabilir miydim? Önceliklere mi bağlıdır meşguliyet? 


Böyle devam edebilirim. Sorularla dolu bir yazı, bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir demenin farklı bir yolu olurdu. Okunması yorucu olmaması açısından soru sormayı durdurdum. Böyle bir şey yoktu da aklımda ilk cümleyi attığımda gerisi geldi ve bir yerde de konu değişmeye başladı ben de durdum. Konumuz kitap okumaktı. Derdim kitap okuyamamak. Her zamanki gibi neden diye sorguladım ve karşıma kitap okuma alışkanlığı edinmenin yolları gibi yazılar çıktı. Neden bir şeyi yaparken bunu alışkanlık haline getirmek zorundaydık. Tabi yararlı bir şey kitap okumak fakat bunu sadece istediğimizde yapamaz mıydık? Son zamanlarda kitap okuyamadığım için kendimi neden kötü hissediyorum? yine sorulara geçtik. İtiraf ediyorum hiçbir şey bilmiyorum. 


Merak ettiğim çok şey var. Dün bir film izledim. Bu defa ilk kitabını okuduğum bir şeyi izledim. Jack London'un Martin Eden'i. Kitabını bir yıl kadar önce okumuş ve sanırım okuduğum en iyi kitap bu diye düşünmüştüm. Empati kurabilmiştim. Filmin ilk başlarda olmamış diye izledim fakat sonlara doğru filmini de ayrı sevdim. Tam bir uyarlama olmamış daha çok uyumlama olmuş. İtalyan yapımı Martin Eden filmi kitaptaki bazı sahneleri bire bir aktarsa da bazı noktalarda epey uzaklaşmış. Sonuçta ortak bir dert martin eden olmak, herkes farklı yorumlayabilir. Kitabı okumayan veya filmi izlemeyen kim bu martin eden yahu diyebilir. Martin Eden alt sınıf bir adam. Geçen yüzyılın işçi sınıflarından. Fakat aşık oluyor orta sınıf bir ailenin kızına. Martin kendini kızı etkilemek ve onunla birlikte olabilmek için geliştirmeye başlıyor. Fakat tabi amacından sapıyor aşkı için okuması bir noktadan sonra yazmak için okumasına ardından yazar olmasına kadar götürüyor onu. Martin Eden olmak kolay mı? Hayatı anlıyor sonunda. İnsanların sana davranışlarını statü belirler. Bunu zaman zaman ben de düşünürüm. İçimde bir Martin Eden sürekli dürter beni. Fakat biz apolitik büyüdük benim nesil. Hiçbir şeyin peşinden canımız pahasına koşmadık. Hayat adil değildi evet, martin eden kadar olmasa da biz bunu gördük. Martin Eden'in bunu değiştirme düşüncesi vardı belki fakat bizim yok çünkü bireyle bir şey olamayacağını tek bir insanın dünyayı değiştiremeyeceğini düşünüyorduk.


Geçenlerde Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar'ını aldım. Yazımı yazarken masada bana bakıyor. Okuyamıyorum. Birkaç sayfa okudum, sardı da biraz. Fakat anlamıyorum saatlerce veremiyorum. Ne oldu? Artık insanların düşüncelerine birkaç saat ayıramamamızın nedeni ne? Düşünceler kıymetsiz yaşadığımız dönemde. Önceleri bu kadar soru sorsam kafam çok karışık derdim. Artık demiyorum. Kabullendim mi karışıklığı? Çözülemezliği? Hayata uyum sağlayamıyorum diye gerilirdim, herkes gibi olamıyorum. Onu da mı kabullendim? Bazen iyi rol yapıyorum herkes gibi oluyorum. Buna ben de inanıyorum ve bazen hakikaten oluyorum. Ben gidiyorum az çay demleyeceğim.

5 yorum:

  1. insanlar değişir hocam, alışkanlıklar değişir. Özellikle yenilenen devir ile artık 2 saatlik filmleri bile izlerken zorlanıyor insanlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. neyi kaçırdığımızı düşünüp böyle şeylere zaman ayırmıyoruz acaba? kazandığımız zamanı neye harcıyoruz? yorumunuz için teşekkürler :)

      Sil
  2. Bazı kitapları okumanın zamanı gelmemiş olabiliyor. Ruh halimizle uyuşmuyor, böyle zamanlarda elimden bırakamadığım bir kitap bulana dek elimden bırakıyorum okuyamadıklarımı, zira zaman kaybı gibi geliyor onları okumaya çalışmak.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bence çok haklısınız zamanı geldiğinde elimizden bırakamadığımız kitaplar kesinlikle oluyor :)

      Sil
  3. Az önce İki Şehrin Hikayesini kitabını okuyordum. Ben de okumakta zorlanıyorum bu aralar. Bakalım ne kadar devam edecek bu durum. Çay tavşan kanı olsun :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.